HERŞEY SENİ SEVİNCE GÜZEL

SENİ SEVİNCE ANLAM KAZANIYO HERŞEY,VARLIĞINLA GÜZELLEŞİYO İYKİ VARSIN...

KIRGINIM

3/6/2009



Fena halde kızgınım
Bakışına
Duruşuna
Hani hiç farkında değilmiş gibi
Kendini sevdirmelerine kızgınım...

Kanlı bıçaklıyım gülüşünle
Ne zaman gözümün önünde canlansa hayalin
Sigaramın dumanını üfleyip yüzünü dağıtırım...

Sıcaklığını
Sıcaklığını sevmiyorum bir de
Bir dokunup bir kaybolması yüzünden sıtmalarım...

Bak buraya yazdım bile
Görülecek hesabım var gönül gözünle
Öyle kendini beğenmiş günlerinden birinde
Bir bakacak
Bir görecek ki
Sevdam kendini asmış!

Öylece asılı kalacak günlerce
Duyarsız
Umarsız
Tam gözünün önünde

 İnanmıyorsun değiştiğine,
Yana yakıla çok önceleri teslim ettiğime,
Bir sevdayı,
İçimde içli bir keman faslı,
Yüreğimde mutlak içki sarhoşluğu lazım bir kederle,
Yağmura saklayıp bulutlu halimi
Ya da bir gözlük çerçevesinin ardına,
Unuttuğum sensin,
Kırıldığım sen...
İncindiğim sensin,
Aldandığım sen...!





Sen benim ikinci doğum günümsün
Gençliğim maziye göçerken geldin
Sen benim geciken şanslı yönümsün
Son fırsat elimden kaçarken geldin
Ezan çiçekleri açarken geldin.

Gün gurup ederken bi akşamüstü
Gözlerin gönlümüm yolunu kesti
Bahçemde mutluluk rüzgarı esti
Sen bana iş işten geçerken geldin
Ezan çiçekleri açarken geldin

Görevi devredip ihtiyar-ı aya
Evlada diyordu güneş dünyaya
Ne akşamsefası ne sarı fulya
Son fırsat elimden kaçarken geldin
Ezan çiçekleri açarken geldin.

Sıradan sözlere eyleme meyil
Sen bana kulak ver sen bana eğil
Açelya begonya sardunya değil
Sen bana iş işten geçerken geldin
Ezan çiçekleri açarken geldin

Eski bir sevdanın ince ağrısı
Aşkınla tedavi gördü doğrusu
Duyuldu akşamın namaz çağrısı
Son fırsat elimden kaçarken geldin
Ezan çiçekleri açarken geldin.

Gün battı batacak hafif rahmet var
Gözüme gürünen bir alamet var
Bu aşkta bir hikmet bir keramet var
Sen bana iş işten geçerken geldin
Son fırsat elimden kaçarken geldin
Ezan çiçekleri açarken geldin

CEMAL SAFI



Not:Bedirhan Gökçe'den sesli dinlemelisiniz...



Güne her zamankinden daha erken baslarsiniz.
Sanki kendinizi günler boyu uyumus gibi hisseder ve gayet formda olursunuz.
Gözlerinizin içi gülmeye baslar,

yanaklariniz pembelesir, acayip güzellesirsiniz.
Sizi gören asik oldugunuzu anlar.
Müzik kadar ask da ruhun gidasidir.
Bir anda alis-veris delisi olursunuz.
Ama bu tam bir çilginlik asamasidir.
Yepyeni giysiler, kokular ve makyaj malzemeleri alirsiniz.
 Dolaptakilerin ise pabuçu çoktan dama atilir.
Aldiris etmediginiz kilolariniz can düsmaniniz selülitler bas düsmaniniz olur çikar.
Her daim ayna karsisinda onlardan nasil kurtulacaginizi düsünürsünüz.
Is güç kendini arka planda bulur.
Ne varsa ne yoksa hep o dur.
Sizi görenler nedensiz siritmalarinizi ve agzinizin kulaklariniza yapismasina,herkese
hatta hoslanmadiginiz kisilere dahi sevgi dolu davranmaniza bir mana veremezler.
Halbuki siz yeni askiniz sayesinde dünyanin en mutlu insanisinizdir.
Varsin sizi anlamasinlar.
Paronayak olup çikarsiniz, yemeden içmeden kesilirsiniz.
Sürekli onu düsünürsünüz.
Ya beni aldatiyorsa,bugün hiç aramadi ya basina birsey geldiyse gibi paranoyalar üretir. Onun sizin yaninizda olmadigi zamanlari iskence saatleri haline getirirsiniz.
Onunla geçen süre nedense su gibi akip geçer
Kalp atislariniz bir türlü normale dönmez.
Hele onu görünce adrenalin miktariniz maksimum noktalara siçrar.
Elleriniz titrer, midenize kiramplar girer.

Sınavüstü Aşk

26/5/2009




Özlemek Allah’tanmış
Tüm inançların doruk noktasında özlüyorum seni…
Gözlerindeki ıssızlığı bulaştırıyorsun ellerime
Çevrende gülüşüp konuşan insanlara inat
Yakıcı bir suskunlukla gözlerimden akıyorsun
Haykırışların, sözünün bittiği yerde
Seni aşıp bana koşacağını düşünüyorum
Sustuğun anda bile bitmiyor sözün…
Sensiz anlarımda
Saçlarımın arasından uzanan fısıltını duyuyorum
Oysa ne mekan aynı mekan
Ne aynı zaman…
Hatta büyüdük biraz o günlerden…
Biraz daha yaklaştık birbirimize
Daha korkusuz adımlar atmaya başladık
Kavuşma zamanını kısalttık…

Hatta büyüdük ve sınava az kaldı
Tüm hayatımızı şekillendiren sınav…
Üzerine hayat kurmaya çalıştığımız
Susuyorsak, sebebi o olan sınav…
Yoran, acıtan, sancıtan,
Bekleten, özleten, korkutan bakışmalardan,
Güzelliklerle aramızda tel örgüden çitler yapan…
Hayatı kaçırtan, aratan,
On sekizinde insanı
Yarım asırlık kararlar almaya zorlayan sınav…
Büyüdük ve sınava az kaldı…

 

Hazal Gürsoy



NOT: BU HAFTA SONU AÖF SINAVIM VAR ARKADAŞLAR UMARIM ALLAH VERECEĞİMİZ BÜTÜN SINAVLARI ALNIMIZIN AKIYLA DOĞRU YOLDA VERMEYİ NASİP EDER...AMİNNN
VE BEN TAM SINAVA GÜNLER KALA AŞIK OLDUM...


Küçük çocukların çok sevdiğim bir halleri vardır. Kendilerinde olmayan, ama çok istedikleri bir şeyi anlatmak için, o minicik ellerini birleştirir, omuzlarını büzer ve boş avuç içlerini uzatıp göstererek “yok” derler. Onların tertemiz dünyalarında, “yok”u anlatmanın en sade, en etkili ve en samimi şekli, boş avuç içlerini kaldırıp göstermektir. “Bak ellerim bomboş. Bak ellerimde hiçbir şey yok” demektir bu.

Hem kendi oğlumda, hem de başkaca çocuklarda şahit olduğum bu davranış, benim hep dikkatimi çekmiştir. Ne vakit, dua etmek için Rabbime ellerimi kaldırsam ve isteklerimi dile getirmeye başlasam, aklıma çocuklar gelir. Boş avuç içlerini göstere göstere “yok” diyen çocuklar… “Allah’ım” derim.
“Rabbim! Bak ellerim bomboş. Ellerimde hiçbir şey yok. Ellerimde bir tek “yok” var. Ve ben, yoktan var ettiğin bu ellerle, Senin sonsuz keremine el açmaktayım. Çünkü ben de var yok; Sende yok yok.”

İşte bu hissiyatla, Üstad Bediüzzaman’ın “İnsan şu kâinat içinde nazik ve nazenin bir çocuğa benzer” ifadelerini hatırlarım. Elimde tek var olan “yok” ile, sonsuz kerem sahibi bir Rabbin dergahında dua ederken ve arzularımı O’na arz ederken, elimdeki “yok,” sahip olduğum en büyük hazine olur, anlarım. Zaafımdan büyük bir kuvvet, aczimden, büyük bir kudret, fakirliğimden zenginlik çıkar, görürüm.

Ve ellerimdeki yegane var olan “yok” ile geldiğim Rabbimin huzurunda, O’nun sonsuz hazinelerinden dilerken, Descartes’in o meşhur sözünden çok daha esaslı bir hakikatı, bütün kâinata duyurmak isterim: “Dua ediyorum, öyleyse varım!”

Alıntı:  Özkan Öze